Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK

Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK
KİM İÇİN ÇALIŞMALIYIZ?

Mehmet ÖZMADEN

Mehmet ÖZMADEN
EŞEK, KÖPEK, MAYMUN VE İNSAN

Ahmet YENİN

Ahmet YENİN
DÜŞMEZ KALKMAZ YÜCE ALLAH'TIR

Cevat ERBİL

Cevat ERBİL
SAYIN ÇUBUKÇU DÖNEMİNİN ÖĞRETMEN ATAMA YÖNETMELİĞİ

Zeki ORDU

Zeki ORDU
ÜÇÜNCÜ BÜYÜK: BURSASPOR

Yakup HALICI

Yakup HALICI
HELE ŞÜKÜR !..

Eşek, köpek, maymun ve insan

Facebook'ta Paylaş
“Allah önce eşekleri yaratırken eşeğe demiş ki; Sana 60 yıl ömür veriyorum, ömrün boyunca itaat edeceksin, dayak yiyeceksin, sürekli çalışacaksın.
Eşek demiş ki: "60 yıl ömür bana çok fazla, bunun 35 yılını kesin. 25 yıl bana yeter."
Kabul edilmiş.

Sonra sıra köpeğe gelmiş.
Allah köpeğe demiş ki; Sana 30 yıl ömür veriyorum, her an sadık olacaksın, ne verirlerse yiyeceksin, evleri bekleyeceksin.
Köpek demiş ki: "30 yıl ömür bana çok fazla, bana 15 yıl ömür yeter, 15 yılını kesin."
Kabul edilmiş.
Sıra maymuna gelmiş.
Allah maymuna demiş ki; Sana 20 yıl ömür veriyorum, ömrün boyunca şaklabanlık yapacaksın, daldan dala atlayacaksın.
Maymun da demiş ki: "20 yıl ömür bana çok fazla, 10 yılını kesin, bana 10 yıl yeter."
Kabul edilmiş.
Sıra insana gelmiş.
Allah insana demiş ki; Sana 20 yıl ömür veriyorum, her şeyin sahibi sensin, herkes sana itaat edecek.
İnsan demiş ki: "20 yıl ömür bana çok az. Şu 20 yıla eşeğin almadığı 35 yılı, köpeğin almadığı 15 yılı ve maymunun almadığı 10 yılı ekleyelim."
Kabul edilmiş. 

İşte bu yüzdendir ki; insanlar 20 yıl insan gibi yaşadıktan sonra 35 yıl eşekler gibi çalışıp emekli olur, 15 yıl köpek gibi evi bekler, son 10 yılını da maymun gibi şaklabanlık yaparak, torunlarını eğlendirir.”
Bu bir yakıştırma.
 
Ne kadar doğrudur Allah bilir.
 
Ama bazı insanların tavrına baktığında “gerçeklik payı var” diyesi geliyor insanın.
 
Özelliklede elli yaşını aşmış insanımız söz konusu ise…
 
Karakolda doğru söyleyip mahkemede şaşar olmak…
 
Yakında iken uysal, uzakta iken haşin durmak…
 
Karşılaştığında özür dilemek, arkasından alaya almak…
 
Yukarıdaki hikâyeye göre ifade etmek gerekirse; eşeklik döneminin sona ermeye, köpeklik döneminin yaklaşmaya başladığı yıllara tekabül ediyor.
 
İş hayatı sona eriyor, mıntıka nöbeti başlıyor.
 
Mıntıka sadece mekândan da ibaret olmuyor.
 
Bazen fikri, bazen ahlaki, bazen de ruh hali olabiliyor.
 
Sevinmemiz gerekir ki bu hikâye geneli kapsamıyor. Azınlıkta kalan, bir avuç insanın ruh halini izah ediyor.
 
Eğer her ellisini geçen bu halde olsaydı, hayat çekilmez olurdu.
 
Şükürler olsun ki yaşadıklarından ders alabilen, birikimlerini yeni nesillere aktarabilen, yeni ufuklar açabilen, kaynaştırabilen ellilikler, altmışlıklar var.
 
“Ben” duygusundan arınabilenler var da hayat daha anlamlı olabiliyor.
 
Onların temelleştirdiği sığınaklar, limanlar var da fırtınaların etkisi azalıyor.
 
Yıldırımlara karşı paratoner olan o insanlara…
 
Yaratılmışların arasında en şereflisi olduğumuzu hatırlatan o insanlara…
 
Ne kadar şükretsek az kalır.
 
Allah, ilk ve son nefes arasında, uzun veya kısa ömrümüzde sadece insan ama insan gibi insan olarak yaşayanlardan eylesin.
 
Cümlemizi…(Amin)
 
Yirmisinde de ellisinde de, yetmişinde de…

Mehmet ÖZMADEN
mehmet@ozmaden.net

[ Önceki Sayfa ]

Bu köşe yazısı için 1 yorum yapılmıştır.

  1. Harun Kılıç
    25 Mayıs 2010 Salı 17:11

    Hakikaten güzel bir yakıştırma yapmışsınız .

Köşe Yazısına Yorum Yap